< yaÅŸama dair herÅŸey - Blogcu





DÜNDEN BUGÜNE

 

 

 

Tüm şanssızlıklara rağmen mutlu ve sevecendik.Sevmeyi öğrettiler bize,zevk almayı küçük şeylerden.Karşındakinin negatif elektiriğinin nasıl değiştirebileceğini yüklediler sıcaklıklarıyla.Yüreğimizdeki sevginin nasıl

yeÅŸertebileceÄŸini çorak toprakları.Kuruyan dere yataklarının nasıl çoÅŸkun birer nehre dönüştürebileceÄŸini anlattılar ruhlarıyla.Oysa ÅŸimdi sokaÄŸa çıktığımda insanların yüzlerindeki boÅŸ,ifadesiz ve mutsuz bakışları içimi acıtırken,dönüyorum vapurdaki halime,kafamı çevirdiÄŸimde annemin o güleç ve sevecen yüzü geliyor gözümün önüne.Sanki ''elimizden gelen buydu,arkası sana kalmış'' diyor gibi.Tüm yüzleri silmek istıyorum sayfalı yırtarcasına.Yeni,gülen,mutlu yüzler çizmek istiyorum bir ressam edasıyla..  

 

MUTLULUK BU KADAR UZAKTAMI

                 Garip bir mutsuzluk hakim sokaktaki yüzlerde.Havanın soÄŸuÄŸu deÄŸil,umutsuzluk,korku yarından birhaber,kavgaya hazır,dumanlı yüzler.Her an patlama için ufak bir kıvılcım bekleyen yada kibriti kendi çakacak olan.Kimisinin yüzündeki çizgiler ağır basıyor,ayakta dik durmasına.Kiminin sevgilisi aldatmış,kendine acımakta.Kimi ise hiç alakasız dünyadan,genetik onun suratsızlığı.

                 Genel de bir karanlık hakim sokaÄŸa.

                 Eskiyi hatırlıyorum,İstanbul Caddebostanda otururken evimizin yakınlarında geniÅŸ boÅŸ bir arazi vardı.Biraz üstünde lunapark.Yılda iki kez sirk gelirdi.Ne büyük mutluluktu.Hem sadece benim için deÄŸil yaşını başını almış insanlar da mutlu ve gülen yüzlere sahipti.Keyfleri okunuyordu yüzlerinden.Sevgi doluydu yürekleri.AÅŸk kokuyordu buram buram.Romantizmin fluÄŸ bakışı canlanıyordu bedenlerinde.Tüm kötülükleri silmiÅŸler yarınlara umutla bakıyorlardı.Barışın,sevginin,mutlu günlerin tohumlarını serpiÅŸtiriyorlardı rüzgarlara.

                 Kadıköyden BeÅŸiktaÅŸa geçerdik vapurla.Amcamlar KuruçeÅŸmede oturuyorlardı,kömür depolarının karşısında.Tabiki babaannem ve dedemlerle beraber.Küçük müstakil bir evdi zor çıkılan,yamaçta.Bayılırdık çamurlu yamaçtan aÅŸÅŸağı kaymaya.Altımıza birer naylon torba koyar ve kendimizi rodeo yapan kovboy'lara benzeterek salardık yamaçtan aÅŸÅŸağı.Ufak tefek çiziklerin yanısıra kıyafetlerimizin çamurlanmasıda cabasıydı.Yada bahçenın akasındaki incir aÄŸacına yaptığımız aÄŸaç evine çıkıp boÄŸazı ve karşı kıyıyı izlemekti mutluluk.

                 Orta halliydi yaÅŸantımız,babam devlet demiryollarında memurdu,annemde devlet su iÅŸlerınde çalışıyordu.Hafta sonları kuruçeÅŸmede birlikte olmak hepimizi keyflendiriyordu.Dedem ayda bir aldığı mevsim balıklarını mangalda büyük bir zevkle yapar babam amcam annem yengem ve onların çocukları ile coÅŸku içinde eÄŸlenir,hepberaber ÅŸarkılar söylerdik.Pazar akÅŸamları dönüş baÅŸlardı BeÅŸiktaÅŸ iskelesinden Kadıköye.KirlenmiÅŸ elbiselerimizin koyulduÄŸu torbayı hep ben taşırdım.KardeÅŸim ise kendisini taşımaktan aciz annemin eteklerındeydi.En büyük zevklerimden birisi,annemin tüm karşı çıkmalarına raÄŸmen,güverteye çıkıp elimdeki simidin neredeyse tamamını martılara atmaktı.Vapurun trabzanlarının ikinci çubuguna tırmanıp,korkuluÄŸun üst tahtasını koltukaltlarım ve çenemın altına destekledimmi sapasaÄŸlam bir ek gibi oluyordum.Vapurun denizde bıraktığı beyaz köpüklerin akÅŸam güneÅŸindeki göz kamaÅŸtırıcı güzelliÄŸi bani uzaklara götürüyordu.Dalarken bile düşündüğüm ve o zamanlar asla çözemediÄŸim ÅŸey ise,denize attığım simit parçasının önce köpükte dönerek kaybolup ardından bekleyen martılar için tekrar yüzeye çıkması idi.Yıllar sonra öğrenecektım suyun kaldırma kuvvetini ve uskurların yarattığı girdabın tılsımlı gücünü.

                 Babamın eve getırdiÄŸi paranın ne kadar olduÄŸunu bilmiyordum ama o hep eve para getiren adamdı.Annemin kazancı ise pazarlarda sebze,meyve ve oyuncaklarımız için harcanıyordu sanki.Aklım ermiyordu o zaman zaten pekte taktığım söylenemez.Bazen yetersiz olan paranın tasarrufundan bahsediliyordu evde.Sıraya sokuluyordu harcamalar.Ama Göztepe parkına sirk geldiÄŸi zaman öncelik hep ondaydı istisnasız.Biz bile bakkal Mustafa Amcadan alacağımız lokumları kısıtlayabiliyorduk...